Ankara Avukat

İcra Taksitlendirmek

Soru;

Merhaba, son zamanlarda kredi kartımı çok aktif şekilde kullanmaya başladım ve kredi kartı borcumun 6 bin TL’ye ulaştığını fark ettim. Tabi bunu fark etmem biraz geç olmuştu, zamanı geldiğinde borcumu ödeyemedim, bankaya gittim ve taksitlendirme istedim kabul etmediler. Bir süre sonra ödeyemediğim için borcum 7 bin TL’ye ulaşmıştı ve avukat aradı, ona da durumu belirttim, ödeyemeyeceğim taksitlendirebilir misiniz dedim, olmaz dediler ve sonunda icraya geldiler. İcra esnasında ne kadar konuşsam da taksitlendirme yapmadılar, ben de faiz tutarını buldum ve icrayı bir süre erteledim. Bu durumda ne yapmam gerekli, herhangi bir fikri olan var mı?

Cevap;

    Öncelikle çok geçmiş olsun, konu ile ilgili dilekçe verdiğiniz takdirde taksitlendirme yapabilirler fakat bu taksitlendirme 10-12 gibi uzun bir süre için olmuyor. Tahminim 3 taksit yapabilirler ama belki de bu sizin işinizi görmeyebilir. 3 taksit yapılması da kanunlara göre zorunlu yani yapmıyoruz diyemezler. Konu ile ilgili profesyonel bir yardım almanız bence iyi olacaktır, işinin ehli bir icra avukatı ile durumu görüşerek daha net sonuçlar alabilirsiniz. Umarım en kısa sürede bu sorundan kurtulursunuz, tekrardan çok geçmiş olsun.

icra-avukatı-ankara

Haciz Kararlı Araç

Haciz Kararlı Araç

Soru;

Yaklaşık 2 yıl önce ikinci el bir araç satın almıştım, aldıktan 1 sene sonra aracımı da satmak zorunda kalmıştım.  Aracı sattığım şahıs, ruhsatın sahibinden vekalet de almasına rağmen aylarca arabayı kendi üstüne kaydettirmemiş. Bu aracın ilk sahibi ise borçlu olduğundan dolayı ve araç da halen borçlu olan ilk sahibinin üzerinde kayıtlı olduğundan haciz kararı ile araca el koymuşlar. Aracı sattığım kişi de sorumlu olarak beni görüyor ve parasını geri alabilmek için mahkemeye dava açtı ve davayı kaybettim. Temyize yaptığım başvurumdan olumlu bir sonuç çıkar mı?

Cevap;

Araç devir teslim işlerinde ve diğer bütün belgelerde noterden onaylı işlemler yapılması gerekir. Eğer siz üstünüze düşüne görevi yerine getirdiyseniz herhangi bir sorun yaşanmayacaktır. Noter onaylı şekilde işlemleri yapmadıysanız dahi, aracın sahibi olduğunu kanıtlamanız da bir delil olarak görülecektir. Ayrıca, davayı açan kişi sizden değil, aracın ilk sahibinden davacı olmalıydı, bence mahkemenin kararı yanlış bir karar olmuş. bu konu hakkında uzman bir Avukat ile görüşüp bilgi alırsanız daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

arac

Tüketici Kredisine Kefillik

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

E:2009/8090
K:2009/15409
T:10.07.2009

TÜKETİCİ KREDİSİ
KEFİLLİK
ÖNCE ASILA MÜRACAAT

Özet
Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Bu nedenledir ki; alacaklı banka, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefillerden borcun ifasını isteyemez. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Bu durumda asıl borçlu ile birlikte kefil hakkında takip yapılması yukarıda açıklanan yasa hükmüne aykırı olduğundan, mahkemece, alacaklının borçlu kefil İ.T.Ö. hakkındaki itirazın kaldırılması isteminin reddi yerine bu hususun gözardı edilerek istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

4077 s. Yasa m. 10/3

Gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı bankanın tüketici kredi sözleşmesine dayanarak asıl borçlu ile birlikte kredi sözleşmesinin kefili olan muteriz borçlu İ.T.Ö. hakkında genel haciz yoluyla takip başlattığı görülmüştür.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10.maddesinin 3.fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Bu nedenledir ki; alacaklı banka, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefillerden borcun ifasını isteyemez. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Bu durumda asıl borçlu ile birlikte kefil hakkında takip yapılması yukarıda açıklanan yasa hükmüne aykırı olduğundan, mahkemece, alacaklının borçlu kefil İ.T.Ö. hakkındaki itirazın kaldırılması isteminin reddi yerine bu hususun gözardı edilerek istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 10.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tüketici Kredisi İcra Takibi, İtirazın İptali

T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

E:2011/13698
K:2012/3596
T:22.02.2012

İtirazın İptali
Tüketici Mahkemesi’nin Görevi
Tüketici Kredisi

Özet
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Yani tüketici mahkemesinin görevi belirlenirken tarafların sıfatına bakılması gerekmektedir. Ayrıca tüketici mahkemelerinin sadece geçerli sözleşmelerde görevli olduğuna ilişkin yasada da bir hüküm yoktur. 4077 sayılı Yasa’nın 30. maddesi delaletiyle tüketici mahkemeleri gerektiğinde genel hükümleri uygulamak suretiyle de uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevlidir.

4077 s. Yasa m. 1,2,3,23,30

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın Dairemizin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalıya 13.04.2010 tarihli tüketici kredisi sözleşmesine istinaden 2.192,08 TL kredi kullandığını, ancak borcunu ödememesi üzerine 18.08.2010 tarihinde hesabı kat ederek ihtarname gönderdiklerini, verilen süre içerisinde borcun yine ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ilamsız icra takibi yaptıklarını ancak davalının haksız yere itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, görev yönünden ve esastan davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, davacı banka ile davalı arasında imzalanan 13.04.2010 tarihli tüketici kredi sözleşmesinde davalı borçlunun imzasının bulunmasına rağmen davacının imzasının bulunmadığı, bu halde davacının yaptığı sözleşmenin hukuki ve geçerli olmadığı, alacak davası niteliğine haiz olduğu ve genel mahkemelerde bakılması gerektiği gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiş ise de; 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasa’nın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Yani tüketici mahkemesinin görevi belirlenirken tarafların sıfatına bakılması gerekmektedir. Ayrıca tüketici mahkemelerinin sadece geçerli sözleşmelerde görevli olduğuna ilişkin yasada da bir hüküm yoktur. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
4077 sayılı Yasa’nın 23. maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. 4077 sayılı Yasa’nın 30. maddesi delaletiyle tüketici mahkemeleri gerektiğinde genel hükümleri uygulamak suretiyle de uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevlidir. O halde mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İcra İnkar Tazminatı , İcra Avukatlık Ücreti

T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

E:2011/13019
K:2012/3580
T:22.02.2012

İCRA İNKAR TAZMİNATI
AVUKATLIK ÜCRETİ

Özet
Borçlu yalnız başına borcun miktarını tespit edebiliyor ise o alacak likittir ve de itiraz halinde tazminat gerektirir.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, önceleri dava dışı U. şirketinin vekilliğini yaptığını, dava dışı bu şirketin 01.05.2003 tarihli temlik sözleşmesi ile davalı şirkete devredildiğini, davalı şirket tarafından kendisine 23.07.2003 tarihinde 31.12.2004 tarihine kadar geçerli olan süreli vekaletname verildiğini, dava dışı U. şirketi aleyhine açılan menfi tespit davasının davalı şirkete ihbar edilmesi üzerine davalı yanında katılmak üzere dilekçe verdiklerini ve davalı şirketin dava dışı şirketinin yanında davaya katıldığını, vekillik süresi bitinceye kadar davada vekil olarak davalıyı temsil ettiğini, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/313 Esas sayılı dava dosyasında açılan menfi tespit davasında 2005 yılında davanın reddine karar verildiğini ve verilen bu kararın 29.06.2007 tarihinde kesinleştiğini, davalı ile aralarında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığını, davalının vekalet ücreti ödememesi üzerine 32.340.00 TL. asıl alacağın işlemiş faizi ile birlikte tahsili için icra takibi yaptığını ancak davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporları da dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile Şişli 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/8799 Esas sayılı dosyasında 14.640.00 TL. asıl alacak, 422.35 TL. işlemiş faize yönelik itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının bent, davalının 3. bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazı yönünden, İİK’in 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkeme dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra – inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
3- Mahkemece, davacının 32.340.00TL. asıl alacak ve faizi ile birlikte tahsili yönünde yaptığı icra takibine davalının vaki itirazın iptali istemi ile ilgili olarak davanın kısmen kabulü ile icra takibinin 14.640.00 TL. asıl alacak e 422.35 TL. işlemiş faiz yönünden takibin devamına karar verilmesi nedeniyle, reddedilen miktar yönünden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücreti hususunda bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması, HUMK’un 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davacı ile davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümündeki “icra ve inkar tazminatı talebinin” cümlesinin çıkarılmasına ve hüküm fıkrasına yeni bir bent eklenerek “Asıl alacak olan 14.640.00 TL.nın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümüne yeni bir bent eklenerek “Davalı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red ve kabul miktarı da dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap ve takdir olunan 2.188.00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 224.00 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.