avukat ankara

Zamanaşımına Uğrayan Bono İcra Takibi, Yazılı Delil Başlangıcı, Alacaklının Hakları

T.C.
YARGITAY
3. Hukuk Dairesi

E:2010/1655
K:2010/5088
T:25.03.2010

ZAMANAŞIMINA UĞRAYAN BONO
YAZILI DELİL BAŞLANGICI
ALACAKLININ HAKLARI

Özet
Ticaret Kanunu hükümlerine göre zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı olan alacak, temel ilişkiye dayanılarak genel hükümlere göre istenebilir.
Ticaret Kununu yönünden zamanaşımına uğramış bir bono yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. O halde; temel ilişkiye dayanılarak açılan alacak davasında borç sebebinin kanıtlanması için tanık dinletilebilir.

Dava dilekçesinde 1.575,00 TL. asıl alacak ve 7.202,45 TL. faiz için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; davalı borçlunun müvekkiline olan borcundan dolayı icra takibi başlatıldığı; borçlunun itirazında takibe konu senetteki imzasının reddetmediğini, borcunu ödediğine dair herhangi bir delil veya belge ibraz etmediğini; zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, bu sebeple itirazın iptalini, davalının %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili; senedin ihtiva ettiği borcun kendisine ait olmadığı gibi, TTK’nın 661. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir
Mahkemece, senedin 30.04.1999 vadeli olup; üzerinden 3 yıldan fazla sürenin geçtiği böylelikle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Türk Ticaret Kanunu’nun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak, genel hükümlere göre ve temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. O ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü de davacı tarafa aittir. Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2007 gün ve 2007/13-153 Esas, 2007/183 ve 2008/3-159- 2008/158 sayılı Kararında da benimsendiği gibi “Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono, temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir.”
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesine göre, senetle ispatı gereken bir konuda yazılı delil başlangıcı mevcut ise, tanık dinlenmesi mümkündür.
Görülmekte olan davada, davacı zamanaşımına uğrayan bonoya dayalı olarak davalı hakkında genel haciz yoluyla icra takibi yapmış, ancak davalının itirazı üzerine takip durmuştur. İtirazın iptaline dair bu dava dilekçesinde temel ilişkiden bahsetmemiş ise de ıslah dilekçesi vererek araç satışı karşılığı bu senedin alındığını, bildirerek temel ilişki konusunda tanıkların dinlenmesi talebinde bulunmuştur.
Bu durumda takip dayanağı zamanaşımına uğramış bono, temel ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, davacı tarafın buna dayalı olarak tanık dinletme hakkı bulunmaktadır. O nedenle genel hükümlere göre davacı tanığı dinlenerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir,
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazlar ı bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tüketici Kredisi İcra Takibi, İtirazın İptali

T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

E:2011/13698
K:2012/3596
T:22.02.2012

İtirazın İptali
Tüketici Mahkemesi’nin Görevi
Tüketici Kredisi

Özet
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Yani tüketici mahkemesinin görevi belirlenirken tarafların sıfatına bakılması gerekmektedir. Ayrıca tüketici mahkemelerinin sadece geçerli sözleşmelerde görevli olduğuna ilişkin yasada da bir hüküm yoktur. 4077 sayılı Yasa’nın 30. maddesi delaletiyle tüketici mahkemeleri gerektiğinde genel hükümleri uygulamak suretiyle de uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevlidir.

4077 s. Yasa m. 1,2,3,23,30

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın Dairemizin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalıya 13.04.2010 tarihli tüketici kredisi sözleşmesine istinaden 2.192,08 TL kredi kullandığını, ancak borcunu ödememesi üzerine 18.08.2010 tarihinde hesabı kat ederek ihtarname gönderdiklerini, verilen süre içerisinde borcun yine ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ilamsız icra takibi yaptıklarını ancak davalının haksız yere itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, görev yönünden ve esastan davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, davacı banka ile davalı arasında imzalanan 13.04.2010 tarihli tüketici kredi sözleşmesinde davalı borçlunun imzasının bulunmasına rağmen davacının imzasının bulunmadığı, bu halde davacının yaptığı sözleşmenin hukuki ve geçerli olmadığı, alacak davası niteliğine haiz olduğu ve genel mahkemelerde bakılması gerektiği gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiş ise de; 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasa’nın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Yani tüketici mahkemesinin görevi belirlenirken tarafların sıfatına bakılması gerekmektedir. Ayrıca tüketici mahkemelerinin sadece geçerli sözleşmelerde görevli olduğuna ilişkin yasada da bir hüküm yoktur. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
4077 sayılı Yasa’nın 23. maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. 4077 sayılı Yasa’nın 30. maddesi delaletiyle tüketici mahkemeleri gerektiğinde genel hükümleri uygulamak suretiyle de uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevlidir. O halde mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.